Fiil Çekim Ekleri
Dilimizde fiiller çekimli hâlde kullanılır. İkinci tekil şahıs emir çekimi hariç bütün fiiller çekim eki alarak kullanılır.
Fiil çekim ekleri, fiil kök veya gövdelerine eklenerek, fiillerin zamanını, yapılış şeklini ve şahsını belirtirler.
Dilimizdeki fiil çekim eklerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:
1-Zaman ve ÅŸekil ekleri (haber ve dilek kipleri)
2-Şahıs ekleri
3-Soru eki
4-Ek-fiil
Şimdi bunları tek tek inceleyelim.
1. ZAMAN ve ŞEKİL EKLERİ
a. HABER KİP EKLERİ
Dilimizde üç temel zaman vardır:Geçmiş zaman Şimdiki zaman Gelecek zaman
Ama bütün zamanları içeren tasnif şudur:
1-Geçmiş zaman (Bilinen geçmiş zaman ve öğrenilen geçmiş zaman)
2-Åžimdiki zaman
3-Gelecek zaman
ve bunların hepsini kapsayan
4-GeniÅŸ zaman
Fiilde anlatılan işin, kılışın, oluşun, hareketin, durumun bağlı bulunduğu zamana fiilin zamanı denir. Haber kiplerinde de fiilin zamanı bildirilir. Yalnız aşağıda ele alınacak olan zaman ekleri bazen kendi zamanlarını belirtmeyebilirler; çekim eki olmaktan çıkabilirler veya anlam kayması sonucu başka bir zamanı belirtebilirler:
hünkârbeÄŸendi, geçmiÅŸ (zaman), gelecek (zaman), okur yazar… (yapım eki görevinde)
Bir gün Hoca pazara çıkar. (çıkmış)… (anlam kayması)
Bu altı zamanı ifade eden ekler şunlardır:
1. Bilinen GeçmiÅŸ Zaman Eki: “-dı/-di/-du/-dü” “-tı/-ti/-tu/-tü”
Fiil kök veya gövdesine gelerek görülen/şahit olunan ve bilinen geçmişe ait bir işin vb. anlatılmasını/hikâye edilmesini/haber verilmesini sağlar:
Geldim, okumadın, yürüdü, koÅŸtuk, söylediniz, aÄŸladılar…
Diğer görevleri:
İkilemeler kurar:Oldu bittiye getirdiler.
Zaman bildirme işlevini yitirip yapım eki olarak kullanılabilir; sıfat ve isim olarak kullanılan kelimeler türetir:
Mirasyedi (adam), şıpsevdi, külbastı, imambayıldı, gecekondu, kaptıkaçtı…
2. Öğrenilen GeçmiÅŸ Zaman Eki: “-mış/-miÅŸ/-muÅŸ/-müş”
Fiil kök veya gövdesine gelerek görülmeyen/şahit olunmayan ve bilinmeyen geçmişe ait, başkasından duyulan bir işin vb. anlatılmasını/nakledilmesini sağlar:
UyumuÅŸum, konuÅŸmuÅŸsun, sevmemiÅŸ, durmuÅŸuz, bilememiÅŸsiniz, almışlar…
Diğer görevleri:
Farz etme anlamı katar:
�Çay içen var mı?�, diyorlar. Ben de �evet, ben bir çay tiryakisiyim.� diyormuşum.
Sonradan fark etme anlamı katar; başkasından duyma söz konusu olmaz:
Dün çok yorulmuşum.
Teşekkür ederim, yemek güzel olmuş.
Anlam kayması sonucu �yor eki yerine de kullanılmakta:
Nasıl bir şey aramıştınız?
Zaman anlamını yitirip yapım eki (sıfat-fiil eki) olarak kullanılabilir; sıfat-fiiller türetir; bu sıfat-filler sıfat olarak kullanıldıkları gibi isimleşebilirler de:
Başlamış iş, verilmiş sadaka
geçmiÅŸ (zaman), ermiÅŸ (adam)…
3. Åžimdiki Zaman Eki: -yor
Fiil kök veya gövdesine gelerek hâlen yapılmakta olan bir işin vb. anlatılmasını/bildirilmesini sağlar:
Zil çalıyor.
Öğrenciler teneffüse çıkıyor.
Dünya dönüyor, zaman geçiyor, insanlık geliÅŸiyor, ama Türkiye…
4. Gelecek Zaman Eki: “-acak/ecek”
Fiil kök veya gövdesine gelerek daha sonra yapılacak olan bir işin vb. bildirilmesini sağlar:
Oraya gideceğim ve onu göreceğim.
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Ömrüm böyle esrarlı geçecek ses vermeden.
Zaman anlamını kaybedip yapım eki olarak da kullanılır; sıfat-filler yapar; bu sıfat-fiiller isimleşebilir:
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Buralar yaşanılacak yerler değil.
Geleceğini garantiye almalısın.
Alacaklı gibi duruyorsun.
Soğuk içecekler satılır mı burada?
Yakacakları yazdan hazırlamalı.
5. GeniÅŸ Zaman Eki: “-r” ; “-ar/-er”; “-ır/-ir/-ur/-ür”
Fiil kök veya gövdesine gelerek söz konusu olan işin vb. geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanların tümüne ait olduğunun, yani her zaman tekrarlandığının bildirilmesini sağlar:
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Her duvar, her kovukta ÅŸimdi niye
Bir büyük göz niyaz eder, ağlar
“Bitsin artık bu gizli şüphe!” diye?
Bu ek zaman anlamını yitirip yapım eki olarak da kullanılarak sıfat-fiiller yapar; bu sıfat-fiiller de isimleşebilir:
Benzer soruları daha önce cevaplamıştım.
Seninki çekilir dert değil.
Okur yazar oranı sürekli artıyor.
Uyurgezer, uçaksavar, yanardöner, benzerleri…
Geniş zamanın olumsuz çekiminde bu ekin kullanımı biraz izah gerektirir. Bazı şahıslarda olumsuzluk ekinden sonra geniş zaman eki gelmezken bazılarında da �z� olarak kullanılır:
Gel-i-r-im�gel-me-m                    ek yok
Gel-i-r-sin�gel-me-z-sin               z
Gel-i-r�gel-me-z                           z
Gel-i-r-iz�gel-me-y-iz                   ek yok
Gel-i-r-siniz�gel-me-z-siniz          z
Gel-i-r-ler�gel-me-z-ler                z
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
b. DİLEK KİP EKLERİ
Dilek kipleri, iş, oluşu, kılışı, durumu ve hareketi zamana bağlı olmadan, tasarı ve dilekle ilgili olarak bildiren kiplerdir.
Dilek kipleri dörde ayrılır:1-Dilek-şart kipi 2-İstek kipi 3-Gereklilik kipi 4-Emir kipi
Bu kiplere ait ekler şunlardır:
1. Dilek-ÅŸart kipi eki: “-sa/-se”
Fiil kök veya gövdesine gelerek söz konusu olan işin dileğe ve şarta bağlı olduğunun bildirilmesini sağlar:
AÄŸlarsa anam aÄŸlar
İsterse, veririz.
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.
Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azîmetten
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!
2. İstek kip eki: “-a/-e”
Fiil kök veya gövdesine gelerek istek anlamı katar.
Bana sor sevgili kaari, sana ben söyleyeyim
Sonra bir yer bulup oturdum. Hadi bir sigara içeyim dedim
Bunu böyle bilesiniz.
Nereye dikilmek istersen
Söyle seni oraya dikeyim!
3. Gereklilik eki: “-malı-meli”
Fiil kök veya gövdesine gelerek işin olması gerektiği anlamını katar:
Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli…
Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kere öpmeli..
Ya şevk içinde harap ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yahut gül.
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
4. Emir kipi eki: -sİn, -İn(İz), -sİnlEr
Fiil kök veya gövdesine gelerek ikinci ve onların aracılığıyla da üçüncü şahıslara emir verilmesini sağlar.
Birinci şahısların emir çekimi olmadığı gibi ikinci tekil şahsın da çekimi olduğu hâlde eki yoktur:
AÄŸla aÄŸla Sakarya!
Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!
Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!
Bu yazıyı acele yazsınlar!
Alın, bunları da okuyun!
2. ŞAHIS EKLERİ
Şahıs ekleri, fiili şahsa bağlayan; fiildeki işi, kılışı, hareketi yapanı; oluşa ve duruma sahip olanı bildiren eklerdir.
Şahıs eklerinin tekil ve çoğul şekilleri vardır.
Kiplere göre şahıs ekleri değişiklik gösterir; fiil kök veya gövdesinin ünlüyle veya ünsüzle bitişine göre iki çeşit şahıs eki vardır:
1.     Şimdiki, gelecek, geniş ve -miş�li geçmiş zamanlarla gereklilik ve dilek kiplerinde kullanılan kişi ekleri:
-İm, -sİn, —, -İz, -sİnİz, -lEr
bilir-im, bilir-sin, bilir, bilir-iz, bilir-siniz, bilir-ler
geliyor-um, alacak-sınız, olmuş-lar, bilmeliy-iz, gide-sin
2.     �di�li geçmiş zamanla dilek-şart kipinde kullanılan kişi ekleri:
-m, -n, —, -k, -nİz, -lEr
aldı-m, aldı-n, aldı, aldı-k, aldı-nız, aldı-lar
alsa-m, alsa-n, alsa, alsa-k, alsa-nız, alsa-lar
Emir çekimi de ayrı eklerle yapılır:git-sin, gid-in(iz), git-sinler
Not :Çekim Tablosuna Bakınız:İndirmek İçin Tablo Üzerne tıklayınız.
Fiil Çekim Tablosu
3. OLUMSUZLUK EKİ: “-ma/-me”
Fiil kök veya gövdelerine gelerek olumsuz çekimlerini yapar. Fiilin yapılmadığını, işin olmadığını bildirir. Bütün fillere gelebilir:
Gel-me-di, al-ma-dı, ver-mi-yor, ol-mu-yor, bil-me-meli, söyle-me!, dinle-me!
Bazı durumlarda ekin ünlüsü daralır:Gel-mi-yor, oku-mu-yor, sev-mi-yor…
4. SORU EKİ: “mı/mi/mu/mü”
Soru eki isimlerden ve fiillerden sonra kullanılabilir. Eklendiği kelimeden ayrı yazılır. ünlü uyumlarına girer.
Aldık mı?
Geldi mi?
Okudun mu?
Gördün mü?
Soru anlamının dışında başka görevlerde de kullanılır:
Seçenek sunar:
Alır mı almaz mı bilemem.
Åžart, koÅŸul bildirir:
Buraya geldi mi tepesi atıyor.
Derslerine çalıştı mı kazanır.
Yollar kapandı mı gelemez.
Zaman anlamı katar:
Hava bulutlandı mı yola çıkın, dedi.
Buraya geldi mi size de uÄŸrar.
Şaşırma, hayret, beklenmezlik bildirir; ünlem ifade eder:
Bir de onu karşımda görmeyeyim mi!
Aniden babasına rastlamasın mı!
Tehdit, korkutma bildirir:
Sopayı elime aldım mı görürsün.
Fiile kesinlik anlamı katar:
Bakarsın buraya uğrar mı uğrar.
Sizin işinizi yaptı mı yaptı.
5. EK-FİİL
Fiillerin birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlar:
�imek� fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.
çalışmış i-di-k�çalışmıştık
okuyor i-se�okuyorsa
okuyor i-miş-ler/okuyorlar imiş�okuyorlarmış
-di�li geçmiş zamanın hikâyesi, şartı; -miş�li geçmiş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; şimdiki zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; gelecek zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; geniş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı; dilek-şart kipinin hikâyesi, rivayeti; istek kipinin hikâyesi, rivayeti; gereklilik kipinin hikâyesi, rivayeti ve şartı ek-fiil alabilir. Bunlar filler konusunda ayrıntısıyla işlenecektir.
İsim Çekim Ekleri
İsimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onları diğer isimlere, edatlara, fiillere bağlayan; cümle içindeki görevlerini belirleyen, ait oldukları kişileri belirten ve isimlerin çeşitli durumlarını bildiren eklerdir.
İsim çekim ekleri şunlardır:
1-Hâl ekleri: -i, -e, -de, -den, -in, -ce, -le
2-İyelik ekleri: -m, -n, -i, -si, -miz, -niz, -leri
3-Çoğul eki: -ler
4-Soru eki: mi
5-Ek-fiil: -dir, -idi, -imiÅŸ
6-Tamlama ekleri: -in,
7-İlgi zamiri -ki
1. HÂL (DURUM) EKLERİ
İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklerdir.
İsmin hâllerinin başında yalın hâl (nominatif) gelir, ama bu hâlin eki olmadığı için sıralamaya dahil etmedik; isimler konusunda işlenmiştir.
a. -İ Belirtme/Yükleme Hâl Eki
Fiildeki işten, hareketten, eylemden etkilenen varlığı belirtir. Yani bu eki alan isimler cümlede belirtili nesne görevinde bulunur.
ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın…
İsmi fiile bağlar.
Çocukları buradan kim alacak?
Babası çocuğu çağırdı.
Şimdi soruları cevaplayın.
Burada kimi bekliyorsunuz?
Türkçede iki tane �i eki vardır:
�i: iyelik eki: (onun) kalem-i
�i: belirtme hâl eki: kalem-i (kim aldı?)
b. -E Yönelme Hâl Eki
İsimleri fiillere, bazen de edatlara bağlar.
Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme söz konusudur.
okul-a git, ev-e dön…
Eklendiği kelimelere farklı anlamlar katar ve değişik anlam ilişkileri kurar.
Yönelme, yaklaşma, ulaşma bildirir. Bu eki alan kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir:
Bugün okula gitti.
Benim itirazım yapılan haksızlığa. (haksızlığadır: yüklem)
Fiyat, araç ile anlamı katar:
Kitabı bin liraya aldı. (karşılığında)
Bu iş kaç paraya olur?
Zaman bildirir, zarf tümleci yapar:
Bu iÅŸ sabaha biter.
Haftaya size gelelim.
Yer bildirir:
Bizi karşılamak için kapıya geldi.
İsimleri edatlara bağlar:
Akşama kadar okulda ders çalıştık.
Sabaha karşı varırız.
Yaşına göre ağır bir işte çalışıyordu.
Deyim kurar:
Ağzına geleni söyler.
İşleri yoluna koymak
Başına buyruk.
Başa gelen çekilir.
Çok cana yakın bir çocuktu.
İçin, aitlik, amaç ilgisi kurar:
Bunu size aldık. (sizin için)
Sana bir iyilik düşünüyorlar. (senin için)
Annesini görmeye gitti.
İkilemeler kurarak durum bildirir:
Otobüse nefes nefese yetiştiler.
İki ahbap kafa kafaya vermiÅŸ…
�-an, -en� sıfat-fiil ekleriyle birleşerek abartma anlamı veren ikilemeler kurar:
Soran sorana,
geçen geçene,
giden gidene…
Şekilce çekimli fiil olan fakat fiil özelliğini kaybetmiş söz gruplarına gelir:
Geçmiş olsuna gitti. (demeye)
c. -DE Bulunma Hâl Eki
İsimleri fillere bağlar.
ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor…
Cümlede dolaylı tümleç, zarf tümleci ve yüklem yapar:
Eski İstanbul’da ne güzel günler yaÅŸanmış. (dolaylı tümleç)
Saat yedide mi gelecekmiş? (zarf tümleci)
Her şey yerli yerinde. (yüklem)
Zaman bildirir:
Okullar bu yıl da eylülde açılacak. (zarf tüml.)
Fiili durum yönüyle niteler:
Suyu bir yudumda içti. (zarf tüml.)
Siz ayakta kaldınız.
Çamaşırları elde yıkıyormuş.
Zaman ve sayı bildiren kelimelere eklenerek ölçü, miktar bildirir:
Yılda yirmi gün izni var.
Haftada bir geliyor.
Yüzde yetmiş başarı vardı.
İkilemeler kurar:
Ayda yılda bir uğrar oldu.
Elde avuçta ne varsa bitti.
Eklendiği kelimeyi sıfat yapar:
Parmak kalınlığında yaprakları var.
Yapım eki görevi görür:
Gözde sanatçılarımızdandı.
Peyami Safa’nın “Sözde Kızlar”ını okudun mu?
Sözde Ermeni soykırımı…
d. -DEn Ayrılma/Uzaklaşma Hâl Eki
İsimleri fillere bağlar.
okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi…
Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; yer, ayrılma, uzaklaşma bildirir:
Ali, evden yeni çıktı.
Birçok seneler geçti dönen yok seferinden.
Edat tümleci ve yüklem de yapar.
Gönüldendir şikâyet. (yüklem)
Bebek gürültüden uyandı (edat tümleci)
Yalnızlıktan sıkıldım. (edat tümleci)
Durum bildirir:
Yağmur hafiften yağıyor.
Ben onu yakından tanırım.
Üstünlük, karşılaştırma bildirir:
Kıldan ince
baldan tatlı
Erzurum�dan soğuk şehir yok.
Bundan iyisi bulunmaz.
Bütünün parçasını, bütünden ayrılmayı ifade eder:
Verilen pastadan bir dilim yedi.
Soruların cevabını sözlerimden çıkaracaksınız.
Canından can vermek istiyordu.
İsimleri edatlara bağlayarak edat grubu ve edat tümleci oluşturur:
Akşamdan beri seni arıyoruz.
Yemekten sonra çayı nerede içeceğiz?
Sebep bildirir:
SoÄŸuktan tir tir titriyordu.
Yorgunluktan uyuyuverdi.
İsim tamlamalarında tamlayan ekinin (-in) yerine kullanılır:
Geçen gün öğrencilerden biri yanıma geldi.
Bu ürünlerden hangisini istediğinizi söyleyin.
Yapım eki özelliği kazanarak eklendiği kelimeyi sıfat yapar:
Sıradan insanlarla düşüp kalkma diyordu.
Sudan sebeplerle buradan ayrılıp gitti.
Toptan satış
Uzaktan akraba
En içten duygular
İkilemeler kurar:
Zavallı çocuk günden güne eriyor.
BaÅŸtan baÅŸa bizim bu topraklar.
Durumumuz yıldan yıla kötüye gidiyor.
Dünden bugüne ne deÄŸiÅŸti ki…
Varlıkların neden, hangi maddeden yapıldıklarını bildirir:
Üstüne yünden bir kazak almıştı.
Tahtadan kılıçlarla oynuyorlardı.
Ayı derisinden post; Rus�tan dost olmaz.
Zaman anlamlı kelimelere gelerek zaman anlamı katar:
Bu işi dünden halletmeliydik.
Yarın geceden yola çıkmayı düşünüyoruz.
e. -CE Eşitlik Hâl Eki
İsimlere ve isim soylu kelimelere eklenerek çeÅŸitli anlamlar katar. Türkçe’nin iÅŸlek eklerinden biridir. Bu eki alan kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır. Tür olarak da isim, sıfat ve zarf türetir.
ben-ce, okul-ca, yurt-ça, sert-çe…
Gibi, benzerlik anlamları katar:
Çocukça davranışları vardı.
İnsanca hareket etmeliyiz.
Yüklem yapar:
Onun davranışları çok zaman delicedir.
Bakımında, yönüyle anlamı katar:
O sizden kiloca biraz daha düşük.
Akılca birbirinizden farkınız yok.
Göre anlamı katar, edat gibi kullanılır:
Sence bu yaptığın doğru mu?
Bence bu doÄŸru.
Çokluk, abartma anlamı katar:
Evinde yüzlerce kitabı var.
Zaman bildiren isimlere gelerek eşitlik, süresince, boyu anlamı katar:
Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
O gün sizi saatlerce bekledik.
Birliktelik, beraberlik anlamı katar:
Bu kararı sınıfça aldık.
Bugün milletçe sevinçliyiz.
Durum bildirir; zarf tümleci yapar:
Anlatılanları sessizce dinledi.
Düşüncelerini açıkça dile getirdi.
Elazığ’dan gizlice ayrıldık.
Küçültme, sınırlandırma anlamı katar:
Oralarda yaşlıca bir adam dolaşıyordu.
Fatih, büyükçe bir taşı alıp denize atıverdi.
f. -lE Vasıta Hâl Eki
�ile� edatı kaynaklıdır; �i� düşürülerek kullanılır.
Ünlüyle biten kelimelere eklenirken araya y kaynaştırma harfi girer:
masa�masa-y-la.
Ünsüzle biten kelimelere eklendiğinde �la, -le şeklindedir:
kalem�kalemle.
İsim ve isim soylu kelimelere eklenerek değişik anlamlar katar. Bu eki alan kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
Edat tümleci yapar:
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)
Durum bildirir; zarf tümleci yapar:
İşi kolaylıkla başardı.
Ayağına gelen topa hızla vurdu.
Babasını sevinçle karşıladı.
Yüklem yapar:O artık bizimledir.
Birliktelik anlamı katar: Öğrencileriyle geziye gitmişti.
Araç, alet bildirir: Arabasıyla evimize kadar getirdi. İğneyle kuyu kazıyorsun.
�ve� bağlacı görevinde kullanılır:
Annemle kardeÅŸim buraya geldiler.
Baki�yle Fuzuli, 16. yy. şairleridir.
Sebep ve zaman bildirir:
Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.
Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
Zilin sesiyle yarışma bitti.
g. �(n)İn İlgi Hâl Eki (tamlayan eki)
İsimleri isimlere bağlayarak tamlama kurmaya yarar.
Bu ek birinci tekil ve çoğul şahıs için ��İm� şeklindedir: ben-im, biz-im.
İsimleri isimlere bağlar:
Benim elim kanadı
Kitabın yaprağı yırtılmış.
Yalancının mumu…
Gözlüğün camı…
İsimleri, zamirleri ve sıfat-fiilleri edatlara bağlar:
Bunu senin için yaptım dedi.
İsimleri ve zamirleri fiillere bağlar:
Birincilik ödülü Atilla’nın oldu.
En güzel ve mutlu yıllar sizlerin olsun.
Not: �-dEn� eki tamlayan ekinin yerini tutabilir:
öğrencilerin bazıları�öğrencilerden bazıları
onların biri�onlardan biri
2. İYELİK EKLERİ
İsimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların sahiplerini, ait oldukları kişileri belirten eklerdir. Tamlayansız kullanıldıkları zaman bu eklere iyelik zamirleri de denir.
kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları
masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları
su-y[3]-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları
ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri
İyelik ekleri isim tamlamasında tamlanana gelir:
Zil, ÅŸal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı…
Åževk akÅŸamında Endülüs üç defa kırmızı…
Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.
Kapının kol-u,
işin baş-ı,
hayvan sevgi-s-i
İyelik ekleri bazen yer bildiren zamirlerden (işaret zamirleri) sonra gelerek belirtme görevlerinde bulunur:
burası, ötesi, ÅŸurası…
Sıfatlardan sonra gelerek zamir yapar:doÄŸrusu, böylesi, baÅŸkası…
Bazen isimlerle ve sıfatlarla birlikte sevgi ve abartma ifade eder:
Camın İstanbul.
Güzelim çiçekler kurumuş
İyelik eklerinden sonra hâl ekleri gelebilir:
Baba-m-a soracağım.
Kardeş-i-n-i arıyormuş.
-ler ekiyle �i iyelik eki birlikte kullanılarak zaman bakımından genelleme yapılır:
akÅŸamları, sabahları, gündüzleri…
3. İLGİ ZAMİRİ: -ki
İlgi zamiri belirtili isim tamlamalarında tamlananın yerini tutabilir:
benim kalemim�benimki
onun eli�onunki
Türkçede üç tane �ki� vardır: �ki�, �-ki�, �-ki�
a. �ki� Bağlacı
Sadece �ki� biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
�ki� ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
Bu ezanlar -ki ÅŸahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Atatürk diyor ki: …
Bir ÅŸey biliyor ki konuÅŸuyor.
Ben ki hep sizin için çalıştım.
Sınavı kazanabilir miyim ki…
Baktım ki gitmiş.
b. �-ki� İlgi Zamiri
Ek hâlindeki tek zamirdir.
Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece �ki şekli vardır:
senin kalemin�seninki, Ali�nin eli�Ali�ninki, onun düşüncesi�onunki…
c. �-ki� Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken �-dE� hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece �ki ve az da olsa �kü şekilleri vardır:
bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım…
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap…
4. �lEr ÇOĞUL EKİ
Cins isimlerine gelerek onların çoğul şekillerini yapar.
Kelimeler arasında ilgi kurmaz:
daÄŸlar, fikirler, idealler, öğrenciler, dertler…
Özel isimlere getirildiğinde:
1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır
Yarın Ahmetlere gideceğiz.
İzmir�e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz. (burada özel isme getirilmemiş.)
Aliler bize gelecekler.
2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:
Bu millet nice Fatih’ler, Kemal’ler yetiÅŸtirecektir.
Bu topraklarda ne Çaldıran�lar, ne Ridaniye�ler yaşandı.
3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:
Sınıftaki Ali�ler ayağa kalksın.
Hüseyin�lerin hepsi buraya gelsin.
4. Abartma anlamı katar:
Çalışmak için ta Almanya�lara gitti.
5. Topluluk kavramı bildirir:
Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar…
Bunların dışında:
-İkilemeler yapar:
Yıllar yılı bekledik.
-Abartma anlamı katar, bazen �bir� kelimesiyle birlikte bu anlamı verir:
Ateşler içinde kıvranıyordu.
O gün dünyalar benim olmuştu.
Valizler dolusu kitapları ne zaman almıştı.
Bir kumaşlar almış, görmelisiniz.
Bir bahçeler var, sözle anlatılmaz.
Bir zamanlar ne kadar ÅŸendik.
-Çoğul zamirlere getirilerek tekrar çoğul yapar:Bizler, sizler
-Saygı veya alay anlamı katar:
Dostumuz nedense bizi çağırmamışlar.
Müdür Bey döndüler mi?
-Her anlamı katar:
Akşamları erken yemek yeriz.
Sabahları geç kalkarım.
-�Yaş� kelimesine getirilerek yaşça yaklaşıklık bildirir:
O zaman henüz sekiz yaşlarında idi.
İyelik üçüncü çoğul eki ve şahıs eki ile karıştırılmamalıdır.
Çocuklar (çoğul eki) annelerini (iyelik eki) bekliyorlar (şahıs eki).
5. �mİ� SORU EKİ
Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir:
Gelecek miydin? (fiile)
Sen misin? (isme)
Her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır.
Büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:
Salı mı?Sen mi?O mu?Ölü mü?
Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.
Seni çağıran bu çocuk muydu?
Vurguyu kendinden önceki kelimeye aktarır. Yani mi soru ekinden önce gelen kelime vurgulanan kelimedir:
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Soru anlamının dışında başka görevlerde de kullanılır:
Pekiştirme görevinde: Güzel mi güzel bir yer burası.
6. EK-FİİL
İsim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, ek hâlindeki fiildir.
�imek� fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.
Dört kipe göre çekimi vardır:
GeniÅŸ zaman
-di�li geçmiş zaman
-miş�li geçmiş zaman
Åžart kipi
1. GeniÅŸ zaman
İsim soylu kelimelere kişi ekleri getirilerek yapılır. Bunlar geniş zaman eklerinin yerini tutar. Üçüncü kişilere �-dİr� eki getirilir.
�insanım, insansın, insan(dır), insanız, insansınız, insan(dır)lar�
Ben bir küçük kelebeğim.
Ü stümüze doğan bir güneşsin sen.
Her taraf bugün bir başka güzel(dir).
Bu ek fiillere getirildiğinde kesinlik veya olasılık anlamı katar.
Ulaş şimdi tatil yapıyordur. (olasılık)
Bu durumda iÅŸe gitmeyecektir. (kesinlik)
2. -di�li geçmiş zaman
Ek-fiilin bilinen geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların bilinen geçmişteki durumuna şahit olunduğunu gösterir.
�idim, idin, idi, idik, idiniz, idiler�
Bir güzelin hayranıydım.    �hayranı i-di-m
Dün daha heyecanlıydın.   �heyecanlı i-di-n
Merhametli biriydi.            �biri i-di
3. -miş�li geçmiş zaman
Ek-fiilin bilinmeyen (öğrenilen) geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların öğrenilen geçmişteki durumunun başkasından duyulduğunu anlatır.
�imişim, imişsin, imiş, imişiz, imişsiniz, imişler�
Suçlanan ben-miş-im.                   � ben imişim
Meğer sen ne çalışkan-mış-sın.      � çalışkan imişsin
Adam yirmi yıldır evine hasret-miş.  � hasret imiş
4. Åžart
Eklendiği isimlerle yancümlecik kurar ve temel cümlenin şartını bildirir. Bazen karşılaştırma anlamı da katar.
�isem, isen, ise, isek, iseniz, iseler�
Elbise ucuzsa hemen alalım.                                  �ucuz ise
Maaşlar düşük, giderlerse oldukça fazla.  �giderler ise (karşılaştırma)
Dikkat!
Ben iyi bir okurum.                        Ek-fiilin geniş zamanı
Hep iyi kitaplar okurum.                Şahıs eki
Benim okurum anlayışlıdır.            İlgi eki ve iyelik eki
Öğrenciydi                                      ek-fiil çekimi
Uyuyordu                                       birleşik çekim
Öğrenciymiş                                   ek-fiil
UyuyormuÅŸÂ Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â Â birleÅŸik zaman
Öğrenciyse                                     ek-fiil
Uyuyorsa                                        birleşik zaman
Not: Ek-fiilin olumsuzu ek-fiilden önce �değil� kelimesi getirilerek yapılır:
birinci deÄŸilim, deÄŸildim, deÄŸilmiÅŸim, deÄŸilsem
7. TAMLAMA EKLERİ
Bu eklerden tamlayan eki (ilgi eki: -in: kalem-in), isim hâl eklerinde; tamlanan eki (-i: uc-u) de iyelik eklerinde anlatıldığından burada tekrarına lüzum görülmedi.
turkceciler.com
Fiiller Konu Anlatımı
Seyredilecek bir ÅŸey ve dinlenilecek bir hikâye yoksa, hayat çoÄŸu zaman bir sıkıntıdır. ÇocukluÄŸumda bu sıkıntıya karşı ya radyo dinlenirdi ya da pencereden dışarıya, sokaÄŸa, gelip geçenlere, karşı apartman dairelerinin içine bakılırdı. O zamanlar, 1958′de Türkiye’de daha televizyon yoktu. Ama “yok” denmez, tıpkı İstanbul sinemalarında gösterilmesi üç-beÅŸ yıl alan Hollywood’un efsane filmlerinden söz ederken yapıldığı gibi “daha gelmedi” denirdi iyimserlikle.
Pencereden bakmak öylesine temel bir alışkanlıktı ki, televizyon Türkiye’ye geldiÄŸinde ona pencereden dışarı bakar gibi bakılmaya baÅŸlandı. Babam, amcam, babaannem pencereden bakarken yaptıkları gibi, televizyon seyrederken de birbirlerinin yüzüne hiç bakmadan konuÅŸup kavga ederler, tıpkı pencereden dışarı bakarken yaptıkları gibi gördüklerini birbirlerine anlatırlardı.
“Bu gidiÅŸle bu kar iyice tutacak.” derdi meselâ halam, sabahtan beri atıştıran kara pencereden bakarken.
“Yine o kâğıt helvacı geldi NiÅŸantaşı’nın köşesine!” derdim ben de öteki pencereden tramvay caddesine bakarken.
Pazarları amcamlar, halamlar ve biz aşağı katlardaki dairelerden yukarıya, babaannemin katına çıkar, öğle yemeklerini hep birlikte yerdik. Pencereden bakıp yemeğin sofraya konmasını beklerken, orada annemler, yengemler, amcamların kalabalığı içinde olmaktan öylesine mutlu olurdum ki gözümün önünde, arkamı döndüğüm büyük salon, hazırlanmakta olan uzun yemek sofrasının üzerindeki kristal avizenin soluk lambaları canlanırdı. Babaannemin salonu bütün öteki katlar gibi yarı karanlık olurdu, ama bana bizim katlardan daha da karanlıkmış gibi gelirdi. Hiç açılmayan balkon kapılarının kenarlarından korkutucu gölgelerle sarkan tüller ve perdeler yüzünden belki. Belki de sedef kakmalı paravanalar, eski sandıklar, lenduha masalar, sehpalar, üzeri çerçeveli fotoğraflarla dolu kuyruklu bir koca piyano ve diğer eşyalarla tıkış tıkış doldurulmuş havasız odalar sürekli toz koktuğu için öyle gelirdi bana. (Orhan Pamuk; Pencereden Bakmak)
Tanım
Yukarıdaki parçada koyu yazılmış kelimeler, kök itibariyle fiil soylu kelimelerdir.Bunlardan bir kısmı hangi şahsın ne zaman ne yaptığını, yapmakta olduğunu ya da yapacağını göstermektedir.
denirdi, baÅŸlandı, tutacak, çıkar…
İşte bu şekilde, varlıkların yaptıkları veya etkilendikleri işleri, hareketleri, oluşları, kılışları, durumları zamana ve kişiye bağlı olarak anlatmada kullanılan kelimelere fiil denir.
Fiiller dilin temel kelimeleridir.
Fiiller mastarları ile isimlendirilirler. Mastar fiil kök veya gövdesinin “-mEk, -mE, İş” eklerini almış hâlidir. Bu ekler atıldığında geriye sadece fiil kalır. Bu fiiller artık zamana ve ÅŸahsa göre çekimlenmeye hazırdır.
Fiil kök ve gövdelerinin, kısaca fiillerin zamana ve şahsa göre yargı bildirecek hâle getirilmesine de fiil çekimi denir.
Geldim, okumuÅŸ, yazıyor, düşünmez, biliriz, sormalısın, dinle, konuÅŸalım…
Fiile çekimleri ikiye ayrılır:
Basit (yalın) zamanlı çekimler ve birleşik zamanlı çekimler
Basit çekimlerde sadece zaman ve şahıs ekleri vardır; ama birleşik çekimlerde zaman ekleriyle şahıs ekleri arasına birleşik zaman eki getirilir. Biz şimdilik basit zamanlı çekimleri göreceğiz. Fiil kipleri bittikten sonra birleşik zamanlı çekimleri de öğreneceğiz.
Her fiilin bir adı vardır. Fakat bu adlar, ÅŸahıs ve zaman kavramı taşımazlar. Fiillerin sonuna “-mE, -mEk, -İş” ekleri getirilerek yapılan fiil adları, bu ekler çıkarılarak çekimlenirler.
Sevme            >       sevdik
Kalkış            >       kalktı
Hoşgörmek    >       hoşgörelim
İSİM TAMLAMALARI
İki veya daha fazla ismin, yeni bir anlam meydana getirecek şekilde birlikte kullanılmasıyla oluşan söz gruplarına isim tamlaması denir. Ad takımı şeklinde de söylenebilir.
İsim tamlamalarında ilk isme tamlayan; ikinci isme tamlanan denir. Bu kural iki isimden oluşan tamlamalar için geçerlidir. İkiden fazla isimden oluşan tamlamalarda genellikle son isim tamlanan diğerleri tamlayan olur. Fakat bu kurala uymayanlar da vardır.
Bahçenin duvarı.    Bahçenin duvarının boyasının rengi. Bizim okulun tahta kapısı
Tamlayan    Tamlanan  Tamlayan    Tamlanan Tamlayan Tamlanan
İsim tamlamalarının çeşitleri ve özellikleri şöyledir:
1-BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI
Tamlayan -ın, -in, -un, -ün , tamlanan -ı, -i, -u, -ü eklerinden birini alır. Tamlayan sesli harfle biterse -n kaynaştırma harfi; tamlanan sesli harfle biterse -s kaynaştırma harfi kullanılır. Bahçe-n-in kapı-s-ı
NOT :* “Su” ve “ne” kelimeleri bu kurala uymaz. Örnek: Su-y-un tad-ı, ne-y-in tad-ı.
o
Zamirler tamlayan veya tamlanan olabilir. Örnek: Bizim evimiz. Çocukların birkaçı…
o
Tamlanan isim sayı veya belirsizlik bildiren bir kelime olursa, tamlayan eki -ın, -in, -un, -ün yerine-den, -dan eki gelebilir. (Adamların ikisi….Adamlardan ikisi)
o
Bazı belirtili isim tamlamaları, sıfat tamlamasının ters çevrilmesiyle oluÅŸur. (Taze balık…Balığın tazesi)
o
Bazı b.isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan yer deÄŸiÅŸtirir. (Çok verimlidir ovası Konya’nın…) (Konya’nın ovası…)
2-BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI
Tamlayan, tamlama eklerini almaz. Tamlanan -ı, -i, -u, -ü eklerini alır. Bahçe kapısı, gönül dostu…
Tamlayan somut veya soyut isim olabilir: Kitap kabı, duygu yoğunluğu
Tamlanan somut, soyut isim veya isimleşmiş olabilir: Masa örtüsü, gurbet düşüncesi, dünya güzeli.(İsimleşmiş sıfat)
Tamlayan çoÄŸul eki alabilir: Öğretmenler odası…
“Kendi” kelimesi, belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan olabilir. Bunun dışındaki zamirler belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan olmaz.: Kendi evi…
İsim-fiiller tamlanan olabilir: Gece yürüyüşü…
Bazı belirtisiz is.tamlamaları kendisinden sonra gelen ismi niteler ve sıfat görevi kazanabilir: Deniz mavisi gömlek….
Bazı belirtisiz isim tamlamalarında tamlama eki günlük konuÅŸmada düşebilir: Hatay sokağı…Hatay sokak.   Bu durumun yazıda gösterilmesi yanlıştır. (Lokanta Bahar) veya (Bahar Lokanta) yanlıştır. DoÄŸrusu (Bahar Lokantası) ÅŸeklinde olacaktır.
Bu tamlamalarda mecazlı anlatım görülebilir: Laf salatası, ömür törpüsü…
Bazı belirtisiz isim tamlamaları kalıplaşarak birleşik kelime olmuştur: Kuşadası, hanımeli..
Bazı belirtisiz isim tamlamalarının başına bir sıfat gelebilir: Kırmızı kadın ceketi…
Bazen belirtisiz isim tamlamalarında sıfatın baÅŸa gelmesi dil yanlışlığına yol açar: Devlet Eski Bakanı (DoÄŸru)… Eski Devlet Bakanı (Yanlış)
3 . TAKISIZ İSİM TAMLAMASI
Tamlayan ve tamlanan, tamlama eklerini almaz. Tamlayan, tamlananın hangi maddeden yapıldığını veya neye benzediğini bildirir. Takısız isim tamlamaları ile sıfat tamlamaları birbirine karıştırılmamalıdır.
Takısız İsim Tamlaması                      Sıfat Tamlaması
Tahta çanta                                         Güzel çanta
Demir kapı                                           Büyük kapı
Demir yumruk                                     Sert yumruk
Badem göz                                          Siyah göz
Çini vazo                                             süslü vazo
Altın bilezik                                         Burgulu bilezik
ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI
En azından üç isimden oluÅŸan tamlamalara denir. Dedemin dedesinin dedesi, AyÅŸe’nin kardeÅŸinin okul çantası.
NOT: Zincirleme tamlamayı oluÅŸturan kelimelerden en az biri sıfat görevinde kullanılıyorsa böyle tamlamalara KARMA TAMLAMA denir. Karma tamlamalar, isim tamlamalarının tamlayanı ile tamlananı arasına bir sıfat girmesiyle oluÅŸabildiÄŸi gibi, iki sıfat tamlamasının birleÅŸmesiyle de oluÅŸabilir. (Babamın eski ceketi)(Güzel Türkiye’nin güzel çayı)
İSMİN HÂLLERİ
İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklere isim hâl ekleri denir. İsimlerin bu ekleri alarak yüklendikleri görevlere ismin hâlleri denir.
1. Yalın Hâl (Nominatif):Eki yoktur.İsimlerin hiçbir hâl eki almamış hâlleridir. Çoğul, iyelik ve bildirme eki almış olabilir. Bu durumda da yalın hâlde sayılırlar.
ev, okul, yol, çocuk, fikir, baba(sı), defter(ler), çalışkan(dır)…
Yapım ekleri de ismin yalın durumunu deÄŸiÅŸtirmez: kalemlik, bilgili, susuz, meslektaÅŸ…
BirleÅŸik isimler de hâl eki almamışlarsa yalındırlar:dershane, tanksavar, gecekondu, bilirkiÅŸi…
2. Belirtme (Yükleme) Hâli: ı, -i, -u, -ü eklerini alan isimler bu duruma girer. Bu isimler genellikle belirtili nesne olur.
Defteri, okulu… Ali kitabı aldı. (Belirtili nesne)
ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın…
NOT : Türkçe’de üçt çeÅŸit -i (-ı, -u, -ü) eki vardır. Bunları birbirine karıştırmamalıyız.
* Köyü güzelmiş (iyelik eki)
* Köyü gezdiler (hal eki)
* Ört-ü, diz-i (fiilden isim yapma eki)
3. Yönelme Hâli:”-E” ekiyle yapılır. Yüklemin yöneldiÄŸi yeri, nesneyi ya da kavramı gösterir.
Yönelme hâlinde, ismin belirttiÄŸi kavrama yöneliÅŸ, dönme, yaklaÅŸma, ulaÅŸma söz konusudur. Yönelme hâlindeki kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “neye, kime, nereye” sorularının cevabıdır. Sinema-y-a git, ev-e dön…
4. Bulunma Hâli:”-dE” ekiyle yapılır.Eylemin yapıldığı yeri, nesneyi ya da soyut kavramı bildirir. Genellikle “kimde, nede, nerede”sorularına cevap vererek dolaylı tümleç olur. Babamda hiç para yoktu. (Kimde)
ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor…
5. Ayrılma (UzaklaÅŸma, Çıkma) Hâli:”-dEn” ekiyle yapılır.EklendiÄŸi kelimeyi dolaylı tümleç yapar; “çıkma, ayrılma, uzaklaÅŸma” bildirir. İsmin ayrılma hâli, yani dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereden, kimden, neden” sorularının cevabıdır. okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi…
-den ekini alan isimler bazen zarf tümleci olur. Sıkıntıdan her tarafı sivilce doldu. (Zarf tümleci)
-den eki, bazen yapım eki olarak kullanılır. Bu durumda ya sıfat ya da zarf görevi üstlenir. Candan dost, toptan satış, içten davranış…
-den eki bazen belirtili isim tamlamalarındaki tamlayan eki -ın, -in, -un, -ün ‘ün yerini tutabilir. Çocukların biri ….Çocuklardan biri.
-den ekini alan kelimelerle ikilemeler yapılabilir. Derinden derine sesler geliyor.
-den ekini alan kelimelerle üstünlük anlamı taşıyan sıfat öbekleri oluÅŸturulabilir. Gülden kırmızı yanak, Pamuktan beyaz eller…
6. EÅŸitlik Hâli:”-CE” ekiyle yapılır.Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
Onun davranışları çok zaman delicedir.
Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
O gün sizi saatlerce bekledik.
Bu kararı sınıfça aldık.
Bugün milletçe sevinçliyiz.
7. Vasıta Hâli:”ile” edatı kullanılarak yapılır. “i” düşürülerek kullanılır. Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)
İşi kolaylıkla başardı.
Ayağına gelen topa hızla vurdu.
Babasını sevinçle karşıladı.
O artık bizimledir.
Öğrencileriyle geziye gitmişti.
Arabasıyla evimize kadar getirdi.
İğneyle kuyu kazıyorsun.
Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.
Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
Zilin sesiyle yarışma bitti.
8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli):”-(n)İn”, “-dEn” ekleriyle yapılır ya da yalın hâldedir.
Kitabın yaprağı yırtılmış.
Ceket düğmesi
Öğrencilerden biri
İSİMLERDE KÜÇÜLTME
Bir varlığın, bir ismin küçüklüğü genel olarak, başına getirilen “küçük, mini, ufak” gibi sıfatlarla ifade edilir:Küçük köy, ufak el, mini kasa…
Bazen bu sıfatların yerini “Cİk, -Ceğİz” ekleri tutar. Bu ekler isimlere küçültme anlamı katar.
küçük tepe>tepecik                       küçük çocuk>çocukcağız
Not: Bu ekler her zaman küçültme anlamı katmayabilir; acıma ve sevgi; zavallılık ve küçümseme anlamları da katabilir:
Serçecik daldan dala atlıyor.                       (acıma)
Adamcağız korka korka ayağa kalkar.       (acıma)
Bebeciğimi çok özledim, diyordu.                 (sevgi)
küçük insan>insancık                                 (zavallılık)
zavallı kelimeler>zavallı kelimecikler        (küçümseme)
“k” sesi ile biten sıfatlara -Cİk eki getirildiÄŸinde sıfatın sonundaki “k” düşer:
küçük>küçücük     ufak>ufacık             alçak>alçacık          minik>minicik
“-cE, -İmsİ, -İmtrak” ekleri de küçültme anlamı katar:
küçük>küçükçe     büyük>büyükçe       iri>irice   yeşil>yeşilimsi sarı>sarımtırak
YAPILARINA GÖRE İSİMLER
İsimler kaç kelimeden oluştuklarına ve yapım eki alıp almadıklarına göre de sınıflandırılırlar.
1. Basit İsim:Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki isimlere denir. Çekim eki almış hâlde kullanılabilirler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.
İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağıt(ta), kuÅŸ(u), çiçek(ler), daÄŸ(dan), bir(de), …
Basit isimlerimizin çoğu tek hecelidir, ama bütün basit isimler tek heceli zannedilmemeli.
Basit isimler, daha küçük ve anlamlı parçalara ayrılamazlar. Meselâ “kelebek kelimesini kel-ebek ÅŸeklinde ikiye ayırıp “kel” diye anlamlı bir kelime bulabiliriz gibi bir düşünce yanlıştır. Çünkü parça ile bütün arasında her zaman -az ya da çok-bir anlam ilgisi bulunmalıdır.
2. Türemiş isim:İsim veya fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, şekil ve anlam olarak yeni isimlere denir.
İsimden türeyenler: kömürlük, kitaplık, tuzluk, baÅŸlık, kulaklık, gecelik, gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeÅŸlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik, bayramlık, kışlık, akÅŸamlık, gömleklik, iyilik, güzellik, küçüklük, öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik…
Yansımalardan türeyenler:çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı
Fiilden türeyenler: gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak…
yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak,
baÅŸlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma…
3. Birleşik İsim:Birleşik isimler, birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir.
Birleşik ismi oluşturan kelimeler arasına herhangi bir ek veya kelime giremez; girerse bu kelime grubu birleşik isim olmaktan çıkar, belirtili isim tamlaması veya başka bir kelime grubu olur.
Bu isimler anlam bakımından tam bir kalıplaşmaya uğradıkları için tek bir kelime olarak kabul edilir ve bu şekilde kullanılırlar.
Türkçe’de üç yolla birleÅŸik isim yapılır:
Anlam kayması yoluyla
Ses kaynaşması yoluyla
Kelime sınıfı kayması yoluyla
a. Anlam kayması yoluyla:
Birincisi: BirleÅŸik ismi oluÅŸturan kelimelerin tamamı (genellikle iki kelimeden oluÅŸurlar) anlam kaybına uÄŸrar. Hanımeli, aslanaÄŸzı, katırtırnağı, devetabanı, suçiçeÄŸi, demirbaÅŸ, denizaltı, kuÅŸpalazı…
İkincisi: Kelimelerden sadece birincisi anlam kaybına uğrar:
Adamotu, yayın balığı, ince hastalık…
AkçaaÄŸaç, akçakavak, akciÄŸer, karabiber, alageyik… BaÅŸbakan, baÅŸyazar, baÅŸhekim…
Üçüncüsü: İkinci kelime anlamını kaybeder: Karatavuk, yer elması, karafatma…
b. Ses kaynaÅŸması yoluyla: cumartesi, pazartesi, kahvaltı, çörotu, peki…
c. Kelime sınıfı kayması yoluyla: kaptıkaçtı, külbastı, mirasyedi, dedikodu, hünkârbeÄŸendi, albastı, gecekondu…
örtbas, sıkboÄŸaz, alaÅŸağı, ateÅŸkes, kapkaççı…
giderayak, bilirkiÅŸi, vatansever, hacıyatmaz, cankurtaran…
elveriÅŸli, rasgele, albeni, çalçene…
Buraya kadar yapılan tasnife göre her kelimenin birden fazla özelliği vardır:
Varlıklara verilişine göre                : özel isim, cins ismi
Maddelerine göre                          : soyut, somut
Varlıkların sayılarına göre               : tekil isim, çoğul isim, topluluk ismi
Yapılarına göre                              : basit, türemiş, birleşik
el                            : cins ismi; somut, tekil, basit isim
düşünce                  : cins ismi; soyut, tekil, türemiş isim
kitaplıklar                : cins ismi; somut, çoğul, türemiş isim
ayakkabı                 : cins ismi; somut, tekil, birleşik isim
ordu                        : cins ismi; somut, topluluk ismi, basit isim
Ankara                    : özel isim; somut, tekil, basit isim
Çanakkale               : özel isim; somut, tekil, birleşik isim.

